BİRSEN ÖZKAN

1973 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu. Yirmi bir yıl devlet liselerinde çalıştı. Bu arada iki konu özel ilgi alanına girdi: Cinsel Eğitim ve İletişim

1974 yılından beri çocuklara Cinsel Eğitim ve Çocukların Cinsel Kimliklerinin Oluşmasında Büyüklerin Rolleri ile ilgili ana baba ve öğretmenlere seminerler vermektedir.

İletişim konusu 1992 yılında çalışmalarında ağırlık kazanmaya başladı. Seminerler yanında grup çalışmalarıyla ana baba ve öğretmenlere destek vermeyi sürdürmektedir.

Bu alanda yazılmış birçok kitabı ülkemize kazandırmıştır.
Bunlardan bazıları:
 Dört Kitaplık Cinsel Eğitim Dizisi Çevirmen Emel Aksay, Sistem Yayıncılık
 Ben Nereden Geldim? Peter Mayle
 Bana Neler Oluyor? Peter Mayle
 Cinsellikle İlgili Merak Ettikleriniz Joanna Cole
 Hamile Babalar Peter Mayle

1- Çocukta cinsel eğitime ne zaman başlanmalı?
 Genel eğitimiyle birlikte başlanmalı, yani doğduğu andan itibaren. Aslında başlanmalı ifadesini sorunun karşılığı olarak kullandım. Çünkü anababalar bebeklerinin doğumuyla birlikte farkında olarak ya da olmayarak genel eğitim yanında cinsel eğitime de zaten başlamış olurlar. Bu eğitim örneğin, bebeğin bedenini tanıma uğraşları sırasında cinsel organını keşfettiği anda anababasının gösterdiği tepkiyle başlar. İki-üç yaşına gelip de dünyada iki farklı cinsin varlığını algıladığı andan itibaren bunun nedenlerini öğrenmek isteğiyle sorduğu sorulara verilecek yanıtlarla sürer.

Eğitim denilince akla nedense pozitif bir çaba gelir. Oysa çocuğun bu konudaki sorularına yanıtlar her ailede ne yazık ki pozitif olmuyor. Genellikle her evde farklı olmak üzere anababalar kaba hatlarıyla çocuklarına üç değişik sonuç doğuracak biçimde yaklaşırlar:

Cinsellik ayıp, günah, yasak bir konudur. (Yasaklayan, bastıran)
Cinsellik çok hoş bir şeydir. (Kışkırtan)
Cinsellik doğal bir şeydir (Cinselliği yerli yerine oturtan)
Çocuklar bu farklı yaklaşımları, anababalarının sorularına verdikleri yanıtlardan önce tavırlarından algılarlar. Ve böylece giderek çocuklar birbirlerinden farklı cinsel kimlikler geliştirmeye başlarlar. Oysa her anababanın isteği yavrusunun sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmesidir.

2- Çocuğa cinsel eğitim verirken dikkat edilmesi gereken en önemli şey nedir?
 Öncelikle anababaların cinselliğin doğal olduğunu içselleştirmeleridir. Bunun için de cinsellikle ilgili paradigmalarının bilincinde olmalılar. Çünkü cinsellikle ilgili paradigmalarının farkında olmayan anababalar, çocuklarını nasıl etkilediklerinin de ayırdında olamazlar. Öncelikle bunu önemsiyorum. Eğitime, sonra sıra gelmeli.
Okul öncesi yaştaki çocukların eğitiminde dikkat edilmesi gereken en önemli şey, çocuğun sorularını onun anlayacağı biçimde ve tam karşılığı olarak vermektir. Ne daha az ne de fazla. Fazla bilgi çocuğun aklını karıştırır. Zaten anlayamaz da. Azı ise tatmin etmez. Çocuğumuzun yüzüne bakarak verdiğimiz bilginin yeterli olup olmadığını anlayabiliriz. Çocuk sorduğu her sorusuyla kendi macerasını öğrenmek ister. Onun nasıl dünyaya geldiğini çiçeklerle böceklerle, biyoloji dersi gibi anlatmamalıyız. Ona onun gerçeğini anlatmalıyız. Ve onu ne kadar çok istediğimizi de eklemeliyiz.

Ön ergenlere ve ergenlere cinsel eğitim vermek, bu konudaki bilgiler yanında başka becerileri de gerektiriyor. Hatta bu beceriler daha da öncelik taşıyor. İletişim becerilerinden söz ediyorum. Gencimizle aramızdaki iletişimimiz iyi değilse ona değil cinsel eğitim vermek, en basit bir görgü kuralını bile öğretemeyiz. Çünkü bizden gelecek her türlü iletiye kendini kapamış olacaktır. Bu nedenle çocukları ergenlik çağına gelmiş anababaların etkili iletişim konusunda kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. En önemli beceri dinleme becerisidir. Bu çağdaki çocuklar kendilerini bir birey olarak kabul ettirmek isterler. Çünkü bu çağda anababalar hiçbir şey bilmez, onlar bilir!

Onlar ben dedikleri zaman biz de biz demeyi beceremeyip ben dersek kendimizi kuşak çatışmasının içinde buluruz. Onun değerlerinin düşüncelerinin ne olduğunu anlayabilmemiz için önce onu dinlememiz gerekir. Söyleyecekleri hoşumuza gitmeyebilir, onaylamak zorunda değiliz, ama onun öyle düşünüp öyle hissettiğini kabul etmek zorundayız. Biz kabul etsek de etmesek de o öyle hissedip öyle düşünecektir. Bizim zorlamamızla başka duyguları hissetmesinin olanağı yoktur. Oysa anababası tarafından kabul gören genç, anababasından gelecek uyarılara öğütlere açık hale gelir. Ve işte ancak o zaman cinsel eğitim verme şansını yakalamış oluruz. Çünkü gençlere verilecek cinsel eğitim, biyolojik, zihinsel, duygusal boyutların yanında toplumsal değerleri de içerir. İşte bu nedenle önce sağlıklı bir iletişim, sonra cinsel eğitim diyorum. Böyle olduğu takdirde gencimize değerlerini geliştirme konusunda rehberlik edebiliriz.

3- Çocuğa evde cinsel eğitimi kim vermeli?
 Keşke kız çocuklara anneleri, erkek çocuklara babaları verebilse. Bu tabii ki zorunlu bir koşul değil. Sağlıklı olan bu. Çünkü dediğim gibi cinsel eğitim biyoloji dersi gibi olmamalı. Çocuklar spermin yumurtayı nasıl döllediğinden çok, ıslak rüyaların, masturbasyonun doğal olup olmadığını, aşık olmanın nasıl bir şey olduğunu, regl olunca neler hissedildiğini merak ederler. Cinsel eğitim sevgiyle verilecek bilgilerin yanında, yaşanmış olayların ve o olaylara eşlik eden duyguların aktarılmasını da gerektirir. Bunu da ancak kendi cinsinden ebeveyn yapabilir. Erkek evlâda ıslak rüya görüldüğünde neler hissedildiğini anne anlatamaz. Dediğim gibi keşke baba-oğul, anne-kız yasaksız, ayıpsız doğal biçimde konuşabilse. Her şeyin sorulabildiği, her şeyin paylaşılabildiği anababa olmak önemli. Bunun için de sıcak bir aile iklimi gerekiyor.

Bizler cinselliğin hep yaşandığı ama bir sır gibi saklandığı aile ortamlarında büyüdük. Bu nedenle cinsellikten konuşamadık. Bu suskunluğumuz nedeniyle dilimizde cinsellikle ilgili kelimelerimiz bile yok. Ya doktorlar gibi konuşuyoruz ya da yoğun bir argoyla… Şimdiki anababalar tabii ki bizim kuşak gibi değil. Onların cinselliği doğal yerine oturtacağını düşünüyorum ve buna güvenmek istiyorum.

4- Çocuğun sorularına yanıt verirken ölçüt ne olmalı?
 Bu sorunun yanıtı genel ilkeler olarak 2. soruda. Şimdi biraz ayrıntıya girelim:
Hem küçük çocuklar hem ergenler için ortak bir tavrımız olmalı:

Anlaşılır konuşmalıyız. Merak ettiği kadarını vermeliyiz. Kaçamak davranmamalıyız. Sorunun yanıtını ertelememeliyiz. (Öğrenmeye en açık oldukları zaman soru sordukları zamandır.) Ayıplamamalı, yasaklamamalıyız. Eğer cinsellikten konuşmak zor geliyorsa bunu da açık yüreklilikle söylemeliyiz. Başka bir deyişle doğal olmalıyız. Bu konuda eğitim almamış anne babaların konuşmakta zorlandığını çocuğumuz anlayacaktır.

Her dönemde bir sonraki dönemde nasıl bir gelişme göstereceğinden söz etmeliyiz. Burayı biraz açmak gerekiyor:

 Okul öncesinde, bedensel farklar öğretilmeli, nasıl dünyaya geldiği ve annesinin karnına nasıl girdiği (bu soruda babanın rolünden söz edilir, daha önce değil) anlatılmalı. Cinsel taciz ve tecavüzden korunabilmesi için bedeninin ona ait olduğu ve yabancıların dokunmasına izin vermemesi gerektiği öğretilmeli. Bunun için de anne babanın çocuğa model olması çok önemli.

Ön ergenliğe girişin en önemli belirtisi her iki cinste ortak olan boy uzamasıdır. Önce eller ve ayaklar, sonra bacaklar ; yüzde de burun ve kulaklar önce büyür. Ortalama iki yıl süren bu dönemden sonra yine yavaş büyüme dönemine girilir ve önce büyüyen bölgeler artık bu büyümeyi sürdürmez.

 Kız çocuklar erkeklerden ortalama iki yıl daha önce gelişmeye başlar. Kızlara ilkokulun 3./4. sınıflarına gelince, bir iki yıl içinde bedenlerinde olacak değişikliklerden söz edilmeli: Göğüslerinin gelişmeye başlayacağı, tüylenme olacağı, bedeninin yavaş yavaş bir genç kız bedenine dönüşeceği anlatılmalı.
Erkek çocuklara da önce testislerinin, bir yıl sonra penisinin büyüyeceği, deri renginin koyulaşacağı, sesinin kalınlaşacağı, tüy dokusunun artıp sertleşeceği, en sonunda da sakal ve bıyığının çıkacağı anlatılmalı. 
Bu gelişmeler her çocukta aynı sırada olmaz. Geneli budur.

Bu değişiklikler yaşandıktan sonra artık ergenlik yakın demektir, çocuğumuzu ikinci yeni bir döneme hazırlamamız gerekir:

 Kızlara göğüslerin gelişmeye başlamasından ortalama bir yıl sonra regl olacağı anlatılmalı. Bunu anlatırken gelişmenin doğal bir evresi olduğu, hastalık olmadığı, regl olunca genç kız olacağı sevgiyle eklenmeli. Tabii temizlik ve çevreye saygı üzerinde de durulmalı.
 Erkek çocuklara gece boşalmasının ne olduğu, nasıl olacağı anlatılmalı.

Bu bilgiler dediğim gibi anabanın yaşanmış olayları ve duyguları eşliğinde verilmeli. Çocuğumuz regl olunca ya da gece boşalması yaşayınca üreme sisteminin yapısı, nasıl işlediği anlatılmalı ve artık anne ya da baba olabileceği (!) vurgulanmalı.

Ön ergenlik çağı cinsellikle ilgili her şeyin merak edildiği; ergenlik çağı ise cinselliğin yaşandığı dönemlerdir. Ergenlikte yalnız bedensel gelişim olmaz, yeni hormonların kana karışması nedeniyle duygular da coşar ve genç eğitimsiz ise güvensiz cinsel davranışlarda bulunabilir. İşte bu nedenle, cinsellikle ilgili değerlerini oluşturmasında çocuğumuza rehberlik edebilmek için iletişimimizin iyi olmasına özen göstermeliyiz.

 Değerler zorla öğretilemez. Sohbetler sırasında değerlerden konuşabilir ve en önemlisi çocuğumuza değerler konusunda model olabiliriz.
 Masturbasyon, cinsel enerjinin boşalma yollarından birisidir ve gençler için çok önemli bir konudur. Yapmanın da yapmamanın da doğal olduğunu söyleyebiliriz. Önemli olanın masturbasyonun çok özel bir eylem olduğunu ve bu nedenle özel kalması gerektiğini çocuğumuzun bilmesidir .
 Doğum kontrolünden söz etmeliyiz. 
 Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilgilendirmeliyiz.
 Cinsel yönelimlerden konuşmalıyız. Cinsel yönden Doğa’nın/Tanrı’nın kadını erkeğe/erkeği kadına göre oluşturduğunu/yarattığını, ancak bazı insanların bazı nedenlerden dolayı cinselliği kendi cinsinden insanlarla yaşayabildiklerini söyleyebiliriz. 
 Güvenli cinsel davranışlar geliştirebilmesi için, istemediği bir davranışla karşılaştığında hayır diyebilmesinin önemini ve bununla gurur duyabilmesini öğretmeliyiz.
 Çocuğumuzu arkadaşlarından edindiği yanlış bilgilerden de arındırmalıyız. Bunun için önce onun cinsellikle ilgili neler bildiğini bilmemiz; bilmemiz için de onun anlatması; anlatması için de bizim kabul edici (onaylayıcı değil) iyi bir dinleyici olmamız gerekiyor. İş dönüp dolaşıp iletişime geliyor.

5- Çocuk üreme ve cinsellikle ilgili sorular sormadığında nasıl davranmalıdır?
 Önce soru sormamasının nedenini bulmalıyız. Ya doğal ortamda bilgilenmiştir ve gereksinimi yoktur. Ya da evdeki ortam soru sormasına elverişli değildir, bu konuda soru sorulamayacağını öğrenmiştir. Şu da olabilir: Çocuk istemeden anababası tarafından gereğinden fazla sorgulanmış ve bilgilendirilmek istenmiştir.

Neden ne olursa olsun önce çocuğu bilgiyi alacak ortama taşımak gerek. İstemiyorsa bilgi vermek olanaksızdır. Neler yapılabilir?

 Kapı açıcılar kullanabiliriz : Eğer istersen seninle……..konuda konuşabiliriz.  gibi.
 Bir ucu cinselliğe dokunan ailevi olayları konuşma fırsatı olarak kullanabiliriz. Evlenme, doğum gibi olaylar iyi kapı açıcılardır. Ya da çoluk çocuk birlikte izlenen bir filmde erotizmin dışına çıkarak pornoya kaçan sevişme sahneleri de iyi bir eğitim malzemesine dönüştürülebilir. Bazı çocuklar evde tüm koşullar elverişli olsa bile arkadaşlarından, cinsellikle ilgili büyüklerle konuşulmaması gerektiğini öğrenmiş olabilirler. O zaman yine de anababalar çocuğuna, bu konuda her şeyi rahatlıkla kendilerine sorabileceklerini söylemeli ve ona kitaplar hediye ederek bu konuyu paylaşabileceklerini göstermelidir.
(Kitaplarla ilgili bilgiler www.birsenozkan.com'da bulunabilir.)

6- Evde cinsellikle ilgili konuşmalar ya da çocuğun merakları ebeveyn tarafından bastırılırsa ilerleyen yıllarda çocuğun tutumu nasıl olur?
 Tüm sorular çok güzeldi ama bu soru benim için can alıcı. Çünkü ben seminerlerimde en çok bu konu üzerinde dururum. Bana göre cinsel eğitim salt çocuğun sorularına yanıt vermek değildir. Cinsel eğitim, çocuğa cinselliğin doğal bir şey olduğunu verebilmektir. Eğer çocuk anabasının davranışlarından cinselliğin doğallığını görebiliyorsa (seksten söz etmiyorum), sorularına yanıt alabiliyorsa, sohbetler sırasında değerlerini de oluşturabiliyorsa cinsel kimliği sağlıklı gelişecek demektir.

Yok eğer merakları ve soruları bastırılıyorsa çocuk cinselliği ayıp, yasak belki de günah olarak algılayacak ve cinsel kimliği olumsuz olarak iki farklı yöne kayacaktır: Ya merak sonucu cinselliğe olması gerekenden fazla ilgi duyacak (Araştırmalar gösteriyor ki cinsellikle ilgili bilgilendirilmeyen çocuklar ilk cinsel deneyimlerini küçük yaşta, bilgili olanlar ileri yaşlarda yaşıyorlar.) ya da bastırarak sinik bir cinsel kimlik geliştireceklerdir. Oysa her anababa çocuğunun sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmesini ister.

Ayrıca şunu da unutmamak gerekir: Anababa kırmızı ışık yaktığında çocuk kendisine daima yeşil ışık yakan arkadaşlarını danışman olarak alır ve onların etkisinde kalır.

7- Yeterli ve doğru bir şekilde cinsel eğitim almayan çocukları bekleyen tehlikeler nelerdir?
 Benim öğrenci seminerlerimde söylediğim bir cümle vardır. Duygular coşunca akıl geride kalır. Önce şunu söylemek olanaklı: Cinsel eğitim almayan çocuklar çok daha kolaylıkla dürtüleriyle ve bunlara eşlik eden duygularıyla hareket edebilirler. Çünkü üreme sisteminin işleyişini, nasıl hamile kalınacağını bilmemekte, arkadaşlarından edindikleri bilgilerle ve kendilerini kışkırtan güdüleriyle davranabilmekte dolayısıyla istenmedik sonuçlarla daha kolaylıkla karşılaşabilmektedirler. Nedir bu sonuçlar? Öncelikle erken yaşta cinsel eylemlere girişebilirler. Kızlarda cinsel yapı 18/19 yaşında tam olgun hale geliyor. Erken yaşta cinselliği yaşamak yapısal olarak da sağlıklı görülmüyor. Erken bir gebelik söz konusu olabilir. Böyle bir durumda çocuğun içine düşeceği biyolojik, psikolojik ve toplumsal sorunlarla baş edebilmesi gerekebilir. Bu sorunlar küçük bir kız/erkek çocuğun baş edemeyeceği sorunlardır.

Ayrıca hastalıklar da söz konusu. İşte bu nedenle önce eğitim, sonra cinsellik.
Öğrenci seminerlerimin son sözü, Cinselliği yaşamak özdenetim ve sorumluluk ister cümlesidir. Ama özdenetimi ve sorumluluk duygusunu çocuklar kendi kendilerine geliştiremezler. Bunun için çocuklarımıza güvenli cinsel davranışları öğretmeliyiz:

 Cinsel organları tanıtmak ve işleyişlerini öğretmek
 Cinsel yoldan bulaşan hastalıklar hakkında bilgilendirmek
 Doğum kontrol yöntemlerini öğretmek
 Değerlerini oluşturmasına rehberlik etmek
 İstemedikleri bir davranışa hayır demeyi ve bununla gurur duyabilmeyi öğretmek

Çocuğumuzun güvenli cinsel davranışları geliştirdiğinden eminsek artık geri çekilebiliriz, çünkü yaşam Onun.

Sevgiler…
Birsen Özkan